Veterinary Anatomy Links|
American Association of Veterinary Anatomists
Web site of the AAVA.
World Association of Veterinary Anatomists
Web site of the WAVA.
University of Pennsylvania Histology
Histology images organized by organ system or by sequence encountered in teaching labs.
University of Pennsylvania Neuroscience
Images used in neuroscience labroatory instruction.
The Navigable Atlas of the Sheep Brain
Detailed labeled atlas of white and gray matter stained transections of sheep brain. Produced by: Johnson, JI, Sudheimer, KD, Davis, KK and Winn, BM, Michigan State University.
Neuroscience Instructional Media from University of Minnesota
University of Minnesota web site presenting multimedia assets for neuroscience instruction.
Veterinary Courseware at Massey University, New Zealand
Computer Aided Learning in Veterinary Education (CALVE) at Massey University.
CONVINCE [now defunct]
CONVINCE (Consortium of North American Veterinary Interactive New Concept Education) is an organization that encourages cooperative development and sharing of hypermedia programs for veterinary medical education. CONVINCE supports a database of courseware programs, including those pertinent to veterinary anatomy.
PİT BULL Terrier Hakkında Bilimsel Gerçekler |
Sesonline] Son günlerde biraz da ana akım, merkez medyanın etkisi ve abartıcı katkısıyla “Amerikan Pit Bull Terrier” (Pit Bull) haberleri medyada sıkça yer alıyor. Saldırı, dehşet, vahşet... Isırılanlar da manken, sunucu gibi kişiler olunca ortalıkta koparılan kıyameti tarif etmeye gerek yok. Bu kampanyavari bilgi eksikliği ile dolu haberlerin ardından yurttaşların barındırdıkları Pit Bull cinsi köpeklerin toplanarak, belki de imha edilmesi yönünde kampanyalar bile gündeme gelebilecektir. Pit Bull cinsi köpekler gerçekten tehlikeli midir? Doğru yaklaşım bu cinsin ortadan kaldırılması olabilir mi? Abartılı da olsa, çeşitli zamanlarda yaşanan olaylarda suçlu (!) bu köpkler midir? Bütün Pit Bull’ar tehlikeli midir? Hangi durumda tehlikeli olurlar? Hayvan koruma açısından Pit Bull yasağı nasıl değerlendirilmelidir? "İnsan türü"nün bu işlerdeki parmağı nedir? Kısacası Pit Bull’lar hakkında bilinmesi gereken her şeyi 'İç Hastalıkları ve Hayvan psikolojisi' uzmanı, İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tamer Dodurka’ya sorduk.
» Pit Bull Terrierlerin kökeni nedir? Doğada böyle bir köpek ırkı var mıydı? Yoksa bazılarının iddia ettiği gibi laboratuarda mı üretildiler?
- Bazıları doğada böyle bir ırk olmadığını söylerler. Bu komik bir ifadedir. Doğada bırakın herhangi bir köpek ırkının olmasını, bir zamanlar köpek diye bir hayvan yoktu. Bütün köpekler ve dolayısıyla köpek ırkları kurtlardan türediler. Günümüzdeki köpek ırklarının büyük çoğunluğu insanların istedikleri özelliklere göre farklı şekillerde üretildiler. Pit Bull da değişik köpek ırklarının melezlenmesiyle elde edilmiş bir ırktır. İlginçtir ki, Pit Bull’un türetildiği köpek, günümüzde sakinliği ve yavaşlığı ile tanınan Bulldog’dur. Ancak Bulldog, Roma devrinden tutun 1800’lü yıllara kadar dövüşlerde kullanılan saldırgan yetiştirilmiş bir köpekti. Bull (boğa) adından da anlaşılacağı gibi, özellikle İngiltere’de boğalarla yapılan dövüşlerin vazgeçilmez köpeğiydi. Hatta, o zamanlar İngiltere’de Bulldog’larla dövüşmeden kesilen boğaların etleri fazlaca makbul bile sayılmazdı. İnsan türünün icadı bu dövüşlerde boğanın ayağa kalkması için karnına ateş tutmak veya ayaklarını bıçaklamak gibi korkunç tablolar yaşanırdı. Köpek, boğanın burnunu yakalayarak onu hareketsiz hale getirir ve aynen bugünkü Pit Bull'lar gibi kolay kolay bırakmazdı. Bulldog’lar, İngiltere’de dövüşlerin yasaklanmasından sonra ‘yapay seçilim’ yöntemleriyle, sert görünümlerine rağmen yumuşak ve sakin bir hayvan haline getirildiler (Darısı Pit Bull’ların başına...).
O tarihlerde köpeklerle boğaların dövüşleri yasaklandı ama Bulldog’un dövüşçü karakterinden başka şekilde yararlanıldı. İngiltere’nin Staffordshire bölgesinde saldırgan Bulldog’lar daha çevik olması için çeşitli terrierlerle (oyuklara girerek avı kovalayan küçük köpekler) melezlendiler. Amerika’ya göç eden İngiliz, İrlandalı ve İskoçyalılar bu melezleri daha kilolu ve daha büyük başlı olacak şekilde ayıklayarak üretmeye ve dövüştürmeye başladılar. “Pit” adı verilen arenalarda dövüştürülen bu köpek ırkı UKC (United Kennel Club)’ye Amerikan Pit Bull Terrier adıyla kaydedildi. Ancak Pit Bull’ar, AKC (Amerikan Kennel Club)’ye kayıt edilmedikleri için köpek gösterilerine kabul edilmiyorlardı. Bunun üzerine 1972 yılında, dövüşü anımsatmayacak bir şekilde, yani “pit” adı atılarak ve kökenine bağlı kalınarak Amerikan Staffordshire Terrier adıyla AKC’ye kaydedildiler. Günümüzde de aralarındaki farklıklar çok az olan, hatta bazen ayrımının yapılması çok zor olan bu köpekler iki ayrı ırk olarak kabul edilmektedir. Bu arada bu köpeğin isminin basın dahil bir çok yerde yanlış kullanıldığını belirtmek isterim. Doğru isim “Pitbull Terrier” değil, “Pit Bull Terrier”dir.
SALDIRGANLIK ‘İNSAN TÜRÜ’NÜN KATKISI
» Dövüş köpeği olarak üretilen ve halen dövüşlerde kullanılan bu köpek ırkının insanlarla arası nasıldır?
- Evet bir dövüş köpeği olarak üretilmiştir. Köpek dövüştürenler, köpeğin cesur, atik, kuvvetli olmalı ama insanlara saldırganlık göstermemesini isterler. Dövüş esnasında kızgın ve gözü hiçbir şey görmeyen bir köpek ufak bir arenada, yanında bulunan hakem ve rakip köpeğin sahibi için tehlikeli olmamalıdır. Bu nedenle insanlara karşı saldırgan olmayanlar Pit Bull’lar üretimde kullanılmış, en ufak saldırganlığı olan Pit Bull üretim dışı bırakılmıştı. Böylece insana yönelik agresyon bu köpeklerin genlerinden atılmaya çalışıldı. O halde iyi bir eğitim ve sosyalleşmeyle Pit Bulların insanlarla arası gayet iyi bir köpek olabileceği söylenebilir. Uluslararası köpek kulüplerinin belirttiği resmi standartlara göre, insanlarla arasının iyi olduğu belgelenmiştir. Öyle ki, Pit Bull’un ilk kaydını yapıp ırk standartlarını belirleyen UKC, bu köpeklerin insanlara, hatta yabancılara bile sıcak davranışları nedeniyle iyi bir koruma köpeği olamayacağını savunmaktadır (Bkz.: www.ukcdogs.com)
Bunun yanı sıra dövüş köpeği acı ve darbelere dayanıklı olmalıdır. Bu özellikleri nedeniyle Pit Bull Terrier, çocukların yaptığı can acıtıcı hareketlere en iyi tahammül eden köpek ırkıdır. İnsanlar Pit Bull’u hep insanlara saldırgan bir ırk olarak tanıdılar. Oysa ki, ülkemizde çok sayıda beslenen “Cocker Spaniel” ırkı köpekler çok daha fazla saldırgandırlar ve dünya genelindeki kayıtlara göre ısıran köpekler listesinin başında yer alırlar. Bir çok süs köpeğinde bile ısırma hadiseleri Pit Bull’lardan çok daha fazladır. Ancak bu ısırmaların sonucu Pit Bull’larda olduğu kadar riskli değildir.
Her türlü köpek, bilinçsiz ya da kötü amaçlı insanların elinde tehlikeli bir hale gelebilir. Ama böyle insanların elindeki Pit Bull ırkı bir köpekse, bu hayvanın gücünden dolayı tehlike daha büyüktür. Isırma sonucunda insanda derin yaralanmalara, ağır kanamalara ve kemik kırılmalarına neden olabilir... Isırma olayları, bu ırkın genel davranış standartlarına uygun olmayıp özellikle "yetiştirme hatalarına" bağlı bireysel olgular olsa da, Pit Bull’lar gücü ve agresyona yatkınlığı göz önüne alınıp iyi şekilde yetiştirilmelidir. Bu nedenle herkesin Pit Bull beslemesi doğru değildir.
PİT BULL’LARA YÖNELİK HURAFELER ÇOK
» Peki Pit Bull’ların bu kötü şöhreti nereden kaynaklanıyor peki?
-Pit bulların kötü şöhreti bu güçlerinden daha çok, haklarındaki hurafelerden kaynaklanmaktadır. “Isırdığı zaman çenesinin kilitlenmesi veya çenesinin birkaç tonluk sıkma kapasitesine sahip olması” gibi tamamen uydurma haberler bu hayvandan korkulmasına yol açmıştır (Bu iddialar tamamen uydurmadır. Bilimsel hiçbir yönü yoktur. Pit Bull’ların çeneleri diğer hemen hemen aynı yapıya sahiptir. Anatomik fark sadece ölçülerdedir. Herhangi bir kilit sistemi mevcut değildir. Isırdığı bölgeyi kolay kolay bırakmak istememesi nedeniyle kilitlenmiş bir görünüm alabilse de gerçek bir kilitlenme söz konusu değildir).
Böyle hurafelerden hoşlanan dünya medyası diğer köpek ırklarının saldırılarına yer vermezken Pit Bull saldırılarına özel bir ilgi gösterir oldu. Bu haberlerden sonra, beklenenin aksine Pit Bull’lara ilgi arttı. Özelliklesaldırganlık arayan kişiler, imaj için bu köpeklerden edinmeye başladı. Tabi ki, bu insanlar bire yüz katarak köpeklerinin ne kadar güçlü olduklarını sağa sola yaymaya başladılar. Onları ruhsat gerektirmeyen bir silah olarak yanlarında taşıyıp daha da sert olmaları için ellerinden geleni yaptılar. Şöhreti sayesinde piyasa değeri yükselen Pit Bull’lar yine böyle insanlar tarafından çoğaltılmaya ve kendileri gibi bilinçsiz insanlara satılıp yaygınlaşmaya başladı. Tabi ki, bu olanlardan sonra daha fazla Pit Bull hadiseleri duymaya başladık. Son günlerde duyduğumuz saldırı haberleri yine bilinçsiz insanların ellerindeki Pit Bull’lardan kaynaklanmıştır. Medya şöhreti sever. Pit Bull şöhretlidir. Hele ki, ısırdığı kişi de şöhretli olursa medya için mükemmel bir haber ortaya çıkar. Bu günlerde Pit Bull’un gündeme oturmasının yegane sebebi de böyle bir haberdir.
Medya Pit Bull haberlerine öylesine meraklıdır ki, Pit Bull’la alakası olmayan köpeklerin saldırılarını bile Pit Bull saldırısı”dehşeti” olarak duyurduğuna hepimiz zaman zaman tanık olmaktayız. Ne yazık ki, bu haksız şöhretten dolayı ve bilinçsiz insanların hataları nedeniyle Pit Bull’lar aile köpeği olarak yerini git gide kaybetmekte ve bu mükemmel aile köpeği bir çok ülkede değişik ölçülerde yasaklanmaktadırlar.
DÖVÜŞÇÜ DEĞİL, BARIŞÇI PIT BULL'LAR
» Pit Bull'lar nasıl yetiştirilir ve bakılırsa tehlikeli olmazlar?
- Birincisi, bu köpeklerin eğitimine, sosyalleşmesine ve agresif dürtülerin pozitif yöntemlerle bastırılmasına daha fazla önem vermek gerekir. Saldırgan anne ve babalardan üretilmiş yavrular alınmamalıdır. Yavru seçiminde basit mizaç testleri yapılmalı ve kendine güvenen, korkak olmayan veya saldırgan tavırlar göstermeyen yavrular tercih edilmelidir. Alınan yavru en kısa zamanda sosyalleştirilmeli, sert oyunlar oynanmamalı, ısırgan ve agresif tavırlarına izin verilmemeli, zamanı gelince de itaat eğitimi verilmelidir. Eğitimde daha tutarlı ve bilinçli olunmalıdır. İkincisi, ne kadar iyi eğitilmiş olursa olsun böyle köpekler emniyetli bir şekilde muhafaza edilmeli, dolaştırılırken ağızlık takılmalı ve asla bağsız dolaştırılmamalıdır. Zaten yasalarımıza göre insanlarda tehlike oluşturacak hayvanların bağsız dolaştırılmaları yasaktır...
PIT BULL IRKI KÖPEKLERiN BARIŞÇI OLMASI MÜMKÜN
» Ülkemizde Pit Bull ve benzeri köpeklerin yasal durumu nedir? Yasal bir düzenleme gerekli midir?
- Ülkemizde 2004 yılında çıkan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. Maddesine göre “Pit Bull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirmek, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek” yasaklanmıştır. Bu maddede yer alan “gibi” kavramı tehlike arz eden her köpeğe Pit Bull muamelesi yapılmasına neden olabilecek "ucu açık" bir kavramdır. Söz konusu maddeden hareketle, "Pit Bull ırkı köpekler" tamamen yasaklanıyor diye algılamamak gerekir. Yasa çıkmadan önce halkın elinde bulunan Pit Bull’lar sahiplerince bakılmaya devam edileceklerdir. Bunların toplanması, el konulması söz konusu değildir. Ancak, bu hayvanların kısırlaştırılıp Tarım İl/İlçe Müdürlüklerine kayıt ettirilmeleri gereklidir. Yine de, bu maddeye rağmen başı boşluk devam etmekte, Pit Bull’lar yanlış insanların elinde üretilip satılmaya ve yurt dışından getirilmeye devam edilmektedir. Çünkü, bu kanundan sorumlu Çevre ve Orman Bakanlığı'nda denetimleri yapacak veteriner hekim teşkilatı yoktur. İstisnalar haricinde, veteriner hekim olmayan bakanlık memurlarının yasaklanmış olan Pit Bull Terrier'leri herhangi bir yasak bulunmayan Boxer hatta Danua gibi köpeklerden ayırt etmeleri olanaksızdır. Bu konuda devreye girmesi gereken Tarım Bakanlığı'ndaki veteriner hekimlerin sayısı da gerekli denetimleri yapmaya asla yetecek düzeyde değildir. Bir çok belediyede de veteriner hekim bulunmamaktadır. Bu nedenlerle çıkarılan bu tarz kanunlar havada kalmaya mahkumdur. Bu maddenin esas amacı, şu an hayatta olan Pit Bull’ların yaşam sürelerini tamamlamalarını beklemek, bu arada yeni nesillerin gelişimini engellemek, yani tüm kaynaklarını kurutarak ülkede tek bir Pit Bull’un bile kalmamasını sağlamaktır. Bir hayvanın neslini kurutmaya yönelik bu maddenin Hayvanları Koruma Kanunu'nda yer almasının doğruluğu tartışılabilir. Medeni bir ülkeye yakışan, böylesine sevecen olduğu halde bilinçsiz insanların ellerinde tehlikeli olabilen bir köpeği yasaklamak değil, bazı ülkelerin yaptığı gibi onun iyi bir vatandaş olabileceğini kanıtlayacak mizaç testlerini yaparak sosyal ve agresyonsuz olanlara izin vermektir. Bu testler İ.Ü. Veteriner Fakültesinde ekibimizce uygulanmaktadır. Bakanlık tarafından talep olduğu takdirde, güvenilirliği oldukça yüksek olan bu testler sonucunda köpeklere “gezdirilebilir", "gezdirilemez",
"önlemler alındığı takdirde bakılabilir" ya da "hiçbir suretle bakılamaz” tarzında raporlar verilebilmektedir. Saldırıları önlemenin tek yolu tehlike arz eden köpeklere bu testin zorunlu hale getirilmesidir. Söz konusu maddede, “Pit Bull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanlar” denildiğine göre bazı Avrupa ülkeleri tarafından tehlikeli olarak ilan edilen şu köpek ırklarının da yasaklanmaya aday olduğunu söyleyebiliriz: Alano, Airedale Terrier, Akita İnu, Alaska malamute, Alman Çoban Köpeği, Amerikan Staffordshire Terrier, Belçika Sığır Köpeği, Belçika Çoban Köpeği, Bergamosco, Boxer, Brasilerio, Briard, Bullmastif, Bull Terrier, Cane Corso, Chow Chow, Danua, Dev Schnauzer, Doberman Pincher, Dogue de Bordeaux, Dogo Argentina, Dogo Canario, Fila İspanyol Mastifi, Husky, Majorero, İngiliz Mastif, İsviçre Dağ Köpeği, Kafkas Çoban Köpeği, Komondor, Meramma, Neapolitan Mastif, Pastor Mallorquin, Pator de Beauce, Pirene Dağ Köpeği, Presa Mallorquin, Rottweiler, Samoyed, Siyah Rus Terrieri, Staffordshire Bull Terrier, St.Bernard, Tibet Mastifi ve Vasco.
Hayvanları Koruma Yasası'na göre, saydığımız bu ırklar tehlikeli olarak ilan edilip yasaklanabilir. Bakanlık, yasaya dayandırdığı bu kararıyla insanların ısırılma olaylarını azaltabilir. Kendince haklıdır. Ama bu hayvanlarla beraber yaşamayı öğrenmek daha doğru değil midir? Aslında bu köpekleri yetiştiren insanları testten geçirmek gerekmez mi? Bakanlık, insanları kontrol edemediğinden köpeklere yasak getirmeyi daha kolay bir yol olarak benimseyecek ve bu yola gidecektir. Ama bunun sonu yoktur. Köpek ırklarını yasaklamak uygun bir çözüm olamaz. Bir ırkı tamamen yasaklamak akılcı ve ahlaki değildir. Çünkü kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Bu hayvanlar bilinçli sahiplerin elinde mükemmel oluyorlar. Bunu bir testle onayladıktan sonra, köpeği yasaklamanın hiçbir gerekçesi kalmıyor. Yasaklamak yerine bu hayvanların kayıtları sağlıklı bir şekilde tutulmalı, kayıtsız köpek saptandığında ağır yaptırımlar getirilmelidir. Ayrıca bu tür ırkları beslemesine izin verilecek kişilerde aranacak özellikler yönetmeliklerce belirlenmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz mizaç testleri bu ırklar için zorunlu hale getirilmeli, sadece onay verilen hayvanlar beslenebilmelidir. Bu konuda Almanya’daki uygulamayı örnek alabiliriz. Eyaletlere göre bazı değişiklikler olmakla beraber, bu ülkede tehlike arz eden köpekler iki katagoriye ayrılmışlardır: Birinci kategorideki köpekler için mutlaka yetkili olan resmi makamlardan izin alınması gerekmektedir. Bu izin herkese verilmez. Yasaya göre, bu izin için müracaatta bulunan kişinin, bu köpeklere karşı ilgisini haklı çıkaracak bir nedeni olmalı ve köpeği iyi muhafaza edeceğinden emin olunmalıdır. Bu kategoride bulunan köpek ırkları şunlardır: Amerikan Pit-Bull, Bandog, Amerikan Staffordshire Terrier, Rhodesian Ridgeback, Staffordshire Bullterrier, Tosa-Inu... İkinci kategorideki köpekler için de izin alınması gerekir. Ancak, üniversite gibi yetkili bir kurum tarafından yapılan mizaç testini geçtiğine dair belge alındığı takdirde ikinci bir izne gerek kalmaz. Bu kategoride 11 köpek ırkı vardır: Alano, American Bulldog, Bullmastiff, Bullterrier, Cane Corso, Dogo Argentino, Dogue de Bordeaux, Fila Brasileiro Mastiff, Mastin Espanol, Mastino Napoletano, Perro de Presa Canario (Dogo Canario), Perro de Presa Mallorquin, Rottweiler
HAYVAN KORUMACILARIN ALMASI GEREKEN TUTUM
» Pit Bull’lar "yasaklanmalı mı", "yok mu" edilmeli? Hayvan koruma açısından nasıl değerlendirirsiniz?
- Hayvan korumacılar, “bu hayvanlar gelişmiş ülkelerde bile yok ediliyor o halde bizde de yok edilmelidir” diyen bir görüşe kesinlikle itibar etmemelidirler. Gelişmiş denilen bu ülkelerde bildiğiniz gibi sokakta bile köpek görmeye asla tahammül edilmez ve her yıl, her ırktan milyonlarca köpek sudan bahanelerle öldürülür. Pit Bull gibi zor hayvanların oralarda yaşama imkanı hiç olamaz. Pit Bull’un bu kötü şöhreti kazanmasına sebep olan onu kötü amaçlı kullanan "insan türü"dür. Bence, en fazla haksızlığa uğramış köpek ırkı olan Pit Bull’lara hayvan dostları sahip çıkmalı, onu yasaklanmasını desteklemek yerine, sakin ve zararsız oldukları belgelenebilen Pit Bull’ların da yaşam hakkı olduğunu savunmalıdır. Şüphesiz, yanlış insanların sadece Pit Bull değil, herhangi bir köpeğe bile bakmasına seyirci kalınmamalıdır.
Sonuç olarak, bu güzel köpeğin bizlerle beraber mutlu bir şekilde yaşaması için, yapılacak şey, doğru ellerde, sakin mizaçlı olanların üretimde kullanılmasıyla, dövüşçü değil, barışçı Pit Bull nesillerinin elde edilmesidir. Bu da, köpeğin neslini yok etmekle değil, köpeğe bakan kişilere yukarda söz ettiğimiz sınırlamaları getirmekle başarılabilir.
Anatomi |
Alm. Anatomie (f), Fr. Anatomie, İng. Anatomy. Canlı varlıkların şekil ve yapılarını inceleyen, bir bilim dalı. Bu bilim, hekimliğin temeli kabul edilen ana bilimlerden olup, aynı zamanda hekimlik eğitiminin önemli derslerinden biridir.
Canlılar,
Veteriner hekimlik, sağlık bilimleri dalı. İnsan ve hayvan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, hastalıkları sağaltma (tedavi etme), ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücut sistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir.
Hücre adı verilen en küçük yapısal birimlerin, çok karmaşık fonksiyonları yerine getirebilecek şekilde bir araya gelmesiyle oluşmuşlardır. Hücre, gözle görülemeyecek kadar küçüktür ve çevresi yarı geçirgen bir zarla kuşatılmış durumdadır.
Hücre, canlının canlılık özelliklerini taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçasıdır. Hücreye "göze" de denilebilir. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı özelleşmeler gösterirler.
Hücreye şeklini veren sitoplasma gerekli yaşamsal öğeleri içeren, yarı sıvı bir maddedir. Aynı görevdeki hücrelerin kümelenmesi ile dokular; farklı dokuların belirli bir işlevi görmek üzere birleşmesiyle de organlar oluşur. Yapısal özellikleri farklı olan organların bir araya gelmesi sonucunda da belirli bir işlevsel bütünlük gösteren sistemler şekillenir.
Anatomi terimi, eski
Sitoplazma, yarı sıvı matriks olup, plazma zarı ile nükleus arasını doldurur. Sitoplazmanın submikroskobik morfolojisi 1945 yılında Porter tarafından elektron mikroskobu ile yapılan çalışmalar sonunda aydınlatılmıştır. Bir canlıda saptanan her türlü canlılık olayları sitoplazma içerisinde geçer. Genellikle saydam ve homojen bir kitle oluşturur.
Yunanca Ana (=içinden) ve Tome (-Temnein) (=kesmek) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Keserek ayırma, parçalama anlamına gelmektedir. Anatomi teriminin Latince’deki karşılığı dissection’dur. Günümüzde, kadavranın bölgelere ayrılması ve bu bölgelerin kesilerek incelenmesi yöntemi için genel bir ifade olarak disseksiyon terimi kullanılmaktadır.
Anatomi geniş anlamda vücudun normal şeklini, yapısını; vücudu oluşturan organları ve bu organlar arasındaki yapısal, görevsel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Şekil bilim anlamına gelen
Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan'da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir.
Morfoloji kavramı da canlıların şekilsel olarak incelenmesini belirtir. Bir görüşe göre anatomi terimi morfoloji ile özdeş olarak da kabul edilir. Ancak günümüzde oluşumların yalnızca şekilsel değil işlevsel özelliklerinin de önem kazanması, yapılan çalışmalarda hücre içi öğelerin ayrıntılı olarak, hatta moleküler düzeyde incelenmesi anatomi biliminin sınırlarını genişletmiştir. Anatomi eğitiminde kalıplaşmış kurallarla, işlevsel bağlantıları dikkate almayan bir yöntem seçilmesi ezbere dayanan ve edinilen bilgilerin kısa zamanda unutulmasına yol açan bir öğrenme ile sonuçlanır. Herhangi bir yapının işlevlerinin ve diğer yapılarla bağlantılarının birlikte öğrenilmesi ise anatominin bir bütün halinde daha kolay anlaşılması olanağını yaratır. Bu nedenle yapıların ayrıntılarından çok hastalıklar ya da yaralanmalarla olan işlevsel bağlantılarının öğrenilmesi, gelişmiş hekimlik anlayışına daha uygundur.
Anatominin alt grupları
Bir biyoloji altdalı olarak morfoloji yani biçimbilim, bir organizmanın veya bir organizmanın herhangi bir bölümünün biçimini inceleyen bilim dalıdır.
İnsanlarda olduğu gibi, diğer canlılarda da yapısal özelliklerin araştırılması anatominin konusudur. Temel olarak kabul edildiği şekliyle diğer temel hekimlik bilimleri anatomi ile ilgili çalışmalardan türemişlerdir.
Tarihsel süreçte insan vücudunun tanınmasına duyulan yoğun ilgi ve buna bağlı elde edilen bilgi birikimi nedeniyle anatomi alt gruplara ayrılmıştır.
1. Makroskopik Anatomi
(Gross Anatomi): Canlının yapısını gözle görülebilen şekliyle inceleyen anatomi dalıdır. Bu amaçla kullanılan temel eğitim aracı, ilaçlanarak doku özelliklerinin uzun zaman kalıcılığı sağlanan ölü insan vücududur (
İnsan, dünyadaki en baskın canlı türüdür. Kendilerini biyolojik, sosyal ve ruhsal yönleri ile tanımlarlar. İnsanın bilimsel ismi Homo sapienstir, Latince "akıllı adam" anlamına gelir.
Bilgisayarlı eğitim, bazı eğitim kurumlarında kadavranın yanında en yaygın kullanılan yöntem halini almıştır. Üç boyutlu görüntülerin elde edilmesi önemli bir avantajıdır.
2. Mikroskopik Anatomi
(Histologia): Vücudu oluşturan organlardan özel teknikler ile alınarak boyanan doku örneklerini mikroskop altında inceleyen bilim dalıdır.
Kadavra Ceset; diseksiyon (parçalara ayırmak, kesmek) için kullanılan cansız vücudu. Daha çok, hekimlik öğretiminde kullanılmak için hazırlanmış ceset manasındadır.
Bir kadavra diseksiyonunun gayesi, canlının vücudunun anatomisini (yapısını) öğrenmek isteyenlere yeterli bilgiyi sağlamaktır. Bu bilgiyi sağlamak için en uygun vasıta kadavradır. Yine de, cesette ölümün yaptığı değişiklikler ve cesedi korumak için kullanılan fiksatif sıvılar az veya çok organların normal görünümünü bozmaktadır.
Histoloji kelime olarak eski Yunanca’daki histos (=doku) ve logos (=bilim) sözcüklerinden oluşmuştur ve doku bilimi anlamına gelir. Mikroskop, gözle görülemeyen varlıkları değişen oranlarda büyüterek görülebilmelerini sağlayan en önemli eğitim aracıdır.
3.Histoloji Alm. Histologie, Gewebelehre (f), Fr. Histologie (f), İng. Histology. Canlıların dokularını inceleyen, biyolojinin bir dalı. Doku bilimi. Histoloji, normal hayvan ve bitki dokularının yapılarını aydınlatarak, bunların görevleri hakkında açıklamalarda bulunur. Vücuttaki organları meydana getiren dokuların yapıları ve çeşitli dokuların birbiri ile ilişikleri de histolojinin konusu içine girer.
Sitoloji
Histolojinin bir bölümü olarak da kabul görmekte olan hücre bilimidir. Hücreyi oluşturan yapıların ayrıntılı olarak incelenmesini temel alır.
4. Gelişimsel Anatomi
(Developmental Anatomy): Canlı(insan,hayvan) vücudunun şekillenmeye başladığı ilk andan ölümüne kadar geçirdiği evreleri ve normal yapısal değişiklikleri inceler. Çeşitli alt başlıklara ayrılabilir:
A-Doğum Öncesi Dönemi Anatomisi (Embryologia):
Dişi ve erkek eşey hücrelerinin birleşmesi ile şekillenen zigot oluşumundan doğuma kadar olan dönemi incelemeyi temel alır. Bu dönemi de embriyo ve fötus dönemi anatomisi olarak ikiye ayırmak olanaklıdır. Teknolojik gelişmeler, bazı hastalıkların doğumdan önce saptanabilmesini ve tedavisini sağlayabilmekte olduğundan fötus anatomisinin önemi giderek artmaktadır.
B-Çocukluk Dönemi Anatomisi (Child Anatomy):
Doğumdan itibaren puberte dönemi sonrasına kadar süren gelişimi inceler.
C-Erişkin Dönemi Anatomisi (Adult Anatomy):
Erişkin canlı vücudunun yapısını inceler.
D-Yaşlılık Dönemi Anatomisi (Geriatric Anatomy) :
Yaşlı canlılardaki normal yapısal değişiklikleri inceler.
5. Patolojik Anatomi:
Makroskopik ya da mikroskopik olarak canlı dokusunun normal olmayan yapısını inceler.
Öğrenim yöntemlerine göre anatominin alt grupları:
Anatomi eğitiminde temel amaç öğrencinin kendisine gereken bilgiyi en etkili yolla elde etmesi ve bunu verimli bir şekilde değerlendirmesidir. Amaca ulaşabilmek için gereken bilginin değişik yollarla verildiği farklı öğretim yöntemleri kullanılır. Bu yöntemlere göre de anatomi bir takım alt dallara ayrılır.
Sistematik Anatomi (Anatomia Systematica): Organizmayı organ topluluklarından oluşan sistemlere ayırıp, incelemeyi esas tutar. Bu öğretim modelinde bir sistem içindeki organlar ve doku grupları belirli bir sırayla öğretililir.
Bölgesel Anatomi (Anatomia Topographica-Anatomia Regionalis): Vücut bölgelere ayrılarak buralarda yer alan doku ve organlar dıştan içe incelenir.
Karşılaştırmalı Anatomi (Anatomia Comparativa): Çeşitli hayvanlar ve hayvanlarla insanlar arasındaki benzer organları kıyaslama yaparak inceler. Veteriner Hekimlik bu gruba girer
Cerrahi Anatomi (Anatomia Chirurgica): Cerrahi uygulamaları dikkate alarak organizmayı topografik olarak inceleyen anatomi dalıdır.
Klinik Anatomi (Anatomia Clinica): Sistematik, topografik ve cerrahi anatomiyi kapsayan bilgilerin klinikte canlı insan üzerinde uygulamasını yapan anatomi dalıdır.
Yüzeysel (Surface) Anatomi: Canlı üzerinde organları elle, gözle veya radyolojik, endoskopik olarak inceleyen daldır.
Kesitsel Anatomi (Radyolojik Anatomi): Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan ve önemi giderek artan bir topografik anatomi şeklidir. Çeşitli hastalıkların tanısında kullanılan yeni yöntemlerden bilgisayarlı tomografi (CT), nükleer manyetik rezonans görüntüleme (NMRI), pozitron emisyon tomografisi (PET) ve sintigrafide, vücudun değişik açılardan ve birkaç milimetrelik ince dilimlere ayrılması ile elde edilen görüntülerin incelenmesi amaçlanır.
Hayvanlarda Gebelik Süreleri.|
K9 Nedir?|
K9 Nedir?
Latince
"canine" kelimesi ingilizcede de köpek familyasını ifade etmek için
kullanılır. K "key', 9 'nine' kelimelerine karşılık geldiği için
birlikte okunduklarında key nine (keynayn) şeklinde seslendirilir.
Köpek ailesi için kullanılan bu terim başlangıçta Alman Çoban Köpekleri
için kullanılmıştır. Bu terim zamanla bu ırk ile özdeşleştiğinden
dolayı yurdumuzda da bu manada kullanılmaktadır. Ancak bilinmesi
gereken K9 teriminin Alman Çoban Köpeği ile bir alakası olmadığıdır.